Kozmik Takvim: Evrenin Oluşumu, Yaşamın Evrimi ve İnsanlık Tarihi

Bizlerin ve şimdiye kadar gözlemlediğimiz her şeyin yuvası olarak bilinen tek yer var, adına evren diyoruz. Pek tabii bu yuvayı inceleyen bilim dalı da geliştirdik, kozmoloji.
Yunanca “cosmologia” kökeninden gelen bu güzel kelime, “cosmo (düzen,bütün)” ve “logia (söylev)”  kelimelerinden türemiştir ve ilk olarak  Christian Wolf’un 1730 tarihli Cosmologia Generalis eserinde kullanılmıştır. Evrenin sınırlarını ve işleyişini ele alan kozmoloji tarih boyunca Mezopotamya, Hint, Çin ve Yunan medeniyetlerinde bilim adamları, filozoflar ve ezoterik insanlarca incelenmiş, üzerinde yoğun uğraşlar verilmiştir.
Evren Bilimi denildiğinde sadece gezegenler veya diğer gök cisimlerinin varlığını araştıran bilim anlaşılmamalıdır. Evren bilimi, kainatın sonsuz büyüklüğünü ve içinde keşfedilmiş ya da keşfedilmeyi bekleyen her şeyi fiziksel, biyolojik ve matematiksel olarak topyekün ele alan bir çalışma alanına sahiptir. Dünya’da veya Andromeda galaksisinde herhangi bir gezegen üzerinde var olabilecek hayat veya atmosfer yapısı, kozmologların çalışma alanına girer. Kozmoloji, evrenin her anlamda nasıl var olduğuna, bu döneme kadar nasıl bir sürecin geçtiğine,  tüm bu sistemin nasıl işlediğine dair çok geniş kapsamlı sorularla uğraşırken 13.8 milyar yıl geriye, yani Büyük Patlama (Big Bang) denilen her şeyin toz ve partiküllerden oluştuğu o ana kadar geri gitti. evet her şeyin. 13.8 milyar yıllık insan aklının bilimsel yollar dışında tezahür dahi edemeyeceği büyük bir tarih artık bu sahnede su yüzüne çıkıyordu.. Tüm bu devasa uzay içersinde çok küçük kaldığını fark eden insanlar bu geçen süreyi anlamak ve sistematiği daha iyi çalıştırmak adına Kozmik Takvim’i geliştirdi.
Kozmik Takvim, bahsettiğimiz oluşum tarihimizin bir yıllık takvime sığdırılmış şeklidir. Bu takvim gösteriminde her şeyin başlangıcı olarak Büyük Patlama 1 Ocak gece yarısı olarak, şimdiki zaman ise 31 Aralık gece yarısı olarak belirlenmiştir. Bu iki tarih arasında gezegenler , galaksiler, yıldızlar ve hayat; kısaca her şeyin oluşumunu bir yıllık takvime yerleştirmek için bu gösterimde her saniye 438 yıl, her saat 1.58 milyon yıl ve her gün ise 37.8 milyon yıl olarak okunmaktadır.
Kozmik Takvime Göre Samanyolu’nun Oluşumu ve Dünya Üzerinde  Yaşamın Evrimi
11 milyar yıl önce Samanyolu Galaksisinin şekillenmesi ve 4.57 milyar yıl önce Güneşin oluşumu, Kozmik takvimde 1 Ocak başlangıç anından yani Büyük Patlamadan sonra Samanyolunun şekillenmesi 15 Mart, Güneşin oluşumu ise 31 Ağustos olarak gösteriliyor. Bu gösterim ne denli büyük rakamların sıkıştırıkdığının açık bir örneğidir. Evrenin oluşumu ve muhteşemliği büyüleyicidir. 16 Eylül günü,  bir yıllık takvimimizin son 3 ayı kalmışken yani bundan 4milyar yıl önce büyük bir taş kütlesi kozmik takvime göre Dünyamızı şekillendirmeye başlamıştır.
Yaşamın evrimini incelerken sadece canlıların değil canlılara hayat veren maddelerin de evrimini incelemek gerekir. Canlı varlıkların yapıtaşlarını oluşturan Karbon,Hidrojen gibi  maddeler 3.5 milyar yıldan da önce,dev  gök taşları ve yıldız tozları sayesinde yeryüzüyle tanıştı. Yaşamın canlı olmayandan nasıl evrildiğini araştıran alan Abiyogenez olarak adlandırılıyor ve bir çok farklı teoriyi barındırıyor. Bu alan kapsamında yapılan belki de en bilinir deney, dünyanın ilk zamanları için öngörülen koşulları laboratuvarda oluşturarak kimyasal evrimi incelemeyi amaçlayan “Miller-Hurey” deneyleridir. Deney, “inorganik  öncül maddelerden organik bileşik sentezlenebilir mi?” sorusuna yanıt arıyordu. 1953 yılında Şikago Üniversitesinde gerçekleştirilen deney, inorganik tepkimeler sonucunda organik maddeler oluşabileceğini göstermiştir. Devam eden çalışmalardan sonra, sonuç olarak Hidrojen Siyanür ve amonyaktan amino asit üretildiği gibi “indirgen atmosfer” yani dünyanın ilk dönem atmosfer şartlarında kalıtım malzemesi olarak bilinen RNA ve DNA bazlarının da sentezlenebildiği görülmüştür.
Dünya’da bilinen yaşamın evrimi 21 eylül günü, dünyamızın şekillenmesinden sadece  5 gün sonra (yaklaşık 200milyon yıl sonra) “prokaryot” yani tek hücreli canlıların sahneye çıkmasıyla başlıyor. Ardından 12 Ekim günü fotosentetik canlılar yerini alıyor. 29 Ekim günü Dünya atmosferinde oksijen beliriyor ve yaşam, 9 Kasım günü genetik bilgileri çekirdeğinde taşıyan ökaryot  hücrelere yol açıyor. 5 Aralık günü çok hücreli organizmalar sahneyi devralıyor. 7 aralıkta çok basit yapıda hayvanlar, 14 Aralık günü böcek ve örümceklerin ataları olan omurgasız artropodlar ve ardından 17 aralık günü balıklarla beraber ilk amfibilerden sonra 20 Aralık günü nihayet kara bitkileri oluşuyor. Sonraki günler böcekler ve tohumlar, sürüngenler, memeliler, kuşlar evrim sahnesine çıkıyor ve nihayet 28 Aralık günü ilk çiçek açıyor.
Unutmadan, dinozorlar çağı da 30 Aralık günü saat 06:24 sularında sona erdi. Yani çok değil kozmik takvime göre dün sabah, günlük takvimimize göre 66 milyon yıl önceydi.
 
Kozmik Takvimde İnsanın Evrimi
Maymunların, insanların ve insansıların (Hominoidea) yanı sıra iri beyinli, elleri, ele benzer ayaklarıyla ileri bakan gözleri olan birçok hayvan türünün oluşturduğu takım, primatlar bir diğer adlandırılmayla 30 Aralık günü bir diğer yaklaşımla 65 milyon yıl önce karşımıza çıkıyor. Ardından 31 aralık günü kuyruksuz maymunların görülmesinin hemen  ardından Hominidae ailesinin herbir üyesini oluşuran şempanzeler,goriller ve insanları da bünyesinde birleştiren türler, Hominidler 31 aralık günü yani 2.5 milyon yıl önce bu süreçte yerini alıyor. İlkel insanlar(modern insanın atası, primitive humans) 2.5 milyon yıl önce kozmik takvime göre 31 Aralık saat 22:24’de taşlardan araç gereç yapmaya başlıyor, 13:44’de yani 400bin yıl önce ateşi kontrol etmeyi öğreniyorlar. Şu andan 200 bin yıl önce, kozmik takvim 31 Aralık saat 23:52’yi gösterirken Anatomik olarak modern insanlar (anayomically modern humans) bir diğer adıyla Homo Sapien  evrim sahnesinden yerini alıyor. Saat 23.55’i gösterdiğinde son buzul çağının başlangıcı boy gösteriyor. 23.58’de yani 35000 yıl önce heykel ve resim yapmaya başlıyor. Kozmik takvimin 31 Aralık, 23:59:32 olarak belirtti anda yani 12 bin yıl önce insanlar tarım yapmaya başlıyor.
Tarihin Başlangıcı
Sümerlerin MÖ 3200 yıllarında yazıyı icadıyla beraber tarih öncesi dönem kapandı. Açılan dönem Bronz Çağıydı. Kozmik Takvim üzerinde bu dönem 31 Aralık, 23:59:47 olarak işaretleniyor.
İlk Mısır Hükümdarlığı ve Sümer Uygarlıkları Mezopotamya’da kuruluyor, insanlar Astronomi ile ilgilenmeye başlıyor; saat kozmik takvime göre 23:59:48 yani günümüzden 5000 yıl önce.
Evrenin tarihini bir yıla sığdırdığımız bu takvimde “sonraki 5 saniye” içerisinde sırayla ilk alfabe ve tekerlek icad ediliyor. Akad imparatorluğu kuruluyor, Hammurabi kanunları bir taş üzerine kazınıyor. Demir Çağı başlıyor ve  ilk olimpiyat oyunları düzenleniyor.
Klasik Yunanistan’ın kurulması, herkesin duyduğu 2500 yıl öncesinden gelen sesler yani filozoflar ve bilim adamları (bir kaçının adını örnek vermek gerekirse Buddha, Confucius, Öklid ve Arşimed) saat 23:59:54 sularında yaşıyor. Saat 23:59:55 iken Roma İmparatorluğu  tarih sahnesinde beliriyor. Batlamyus Astronomisi gün yüzüne çıkıyor ve El-Harezmi, 0(sıfır) rakamı tanıtıyor.
Maya ve Bizans imparatorluğu sona ererken saat 23:59:58’i gösteren kozmik takvim, Moğol imparatorluğunun kurulup yıkıldığını, Colombus’un Amerika’yı keşfini ve Avrupa’da Rönesans’ın başladığını işaret ediyor.
Böylelikle büyüleyici derecede büyük bir zaman serüveninden sonra kozmik takvimin 31 Aralık, 23:59:59 olarak işaretlediği kısma, modern bilim ve teknolojinin hakim olduğu, Amerikan ve Fransız Devrimlerinin başlayıp bittiği,  1. ve 2. Dünya savaşının yapıldığı döneme, şimdiki zamana gelebiliriz. Bu sonunu göremeyeceğimiz saniyede doğduk, büyüdük ve öleceğiz.
Evrenin oluşumundan bu yana geçen süre yanında yazılı tarih düşünülecek olursa koskoca bir yılın son 12 saniyesini kapsadığı görülmektedir. Bir diğer deyişle tüm medeniyetler, imparatorluklar, halklar ve inanç sistemleri, güç arzusu fikir ya da inanç ayrılıkları adına çıkan savaşlar, icat, keşif ve buluşlar, tüm o tarih sanelerinde bahsedilen güç gösterileri son 12 saniyede yaşanmıştır.
Evrenin muhteşemliği ile kıyaslandığında insanlık ve insanlar koskoca bir okyanusun tabanında duran birer kum tanesidir. Böylesine bir muhteşemliğin benzersiz parçalarını oluşturan ve her biri birbirinden farklı kum taneleri.
Not: Bu bakış açısını bize kazandıran Astrofizikçi, Kozmolojist, Astrobiyolog ve Gökbilimci Profesör Carl Sagan’ın hatırasına sonsuz saygılarla.
Neil deGrasse Tyson sunumuyla COSMOS Belgeseli:  http://natgeotv.com/tr/cosmos-bir-uzay-seruveni
Carl Sagan‘ın Anlatımıyla (ilk COSMOS belgeseli): http://www.imdb.com/title/tt0081846/
Kaynak: Fizikist
Paylaşsak mı ?

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İşlemi yapın *